Picture of Zeliha Saraç

Zeliha Saraç

Altın Fiyatları Nereye Gidiyor? Tarih Bize Ne Söylüyor?

Altın denince aklıma hep çocukluğum geliyor. Düğünlerde büyüklerin birbirine taktığı çeyrek altınlar, bayramlarda kasadan özenle çıkarılan bilezikler…

O yaşlarda altın benim için sadece değerli bir takıydı. Yıllar sonra ekonomi haberciliği yapmaya başlayınca, aslında onun yalnızca bir maden değil, aynı zamanda dünyanın en eski güven göstergelerinden biri olduğunu gördüm.

İnsanlık tarihi boyunca savaşlar çıktı, imparatorluklar yıkıldı, paralar değişti; ama altın hep varlığını korudu. Eski Mısır’dan Roma İmparatorluğu’na, Lidya’nın bastığı ilk sikkelerden 19. yüzyılın altın standardına kadar neredeyse her dönemde ekonomik sistemin merkezinde yer aldı.

Bugün kullandığımız modern para düzeni değişmiş olabilir, ancak insanların altına yüklediği “güven” duygusu pek değişmedi.

Belki de bu yüzden son birkaç yılda yaşanan yükseliş kimseyi şaşırtmadı. Pandemi sırasında merkez bankalarının piyasaya sürdüğü devasa likidite, ardından gelen yüksek enflasyon, enerji krizi ve jeopolitik gerilimler, yatırımcıları yeniden güvenli liman arayışına yöneltti.

Üstelik bu kez yalnızca bireysel yatırımcılar değil, merkez bankaları da rezervlerini çeşitlendirmek için ciddi miktarda altın almaya başladı. Özellikle Çin ve Hindistan’ın alımları piyasaya önemli destek verdi.

Ancak piyasalarda hiçbir hikâye sonsuza kadar aynı yönde ilerlemiyor.

Yılın ilk aylarında tarihî zirveler konuşulurken, yaz aylarında altın fiyatlarında sert bir geri çekilme gördük. İlk bakışta bu durum birçok yatırımcıya şaşırtıcı geldi. Oysa piyasaların doğasında bu tür düzeltmeler var.

Bence bu geri çekilmenin en önemli nedeni, Fed’in para politikasına ilişkin değişen beklentiler oldu. Yeni Başkan Kevin Warsh’ın açıklamaları ve Fed tutanakları, faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği algısını güçlendirdi.

Faizler yükseldiğinde ise altın doğal olarak baskı altında kalıyor. Çünkü altın size kupon geliri ya da faiz kazancı sağlamıyor. Aynı dönemde tahvil gibi yatırım araçlarının getirisi yükseldiğinde, yatırımcıların bir kısmı portföylerini yeniden şekillendiriyor.

Bunun üzerine bir de doların güçlenmesi eklendi. Dolar endeksi yükseldikçe altın, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha pahalı hâle geliyor. Son haftalarda gördüğümüz satışların arkasında yalnızca bu iki neden bile oldukça etkiliydi.

Tabii işin psikolojik tarafını da unutmamak gerekiyor.

Uzun süre yükselen her piyasada olduğu gibi, altın tarafında da kâr satışları kaçınılmazdı. ETF’lerden yaşanan çıkışlar, bazı fonların pozisyon azaltması ve risk iştahının yeniden hisse senetlerine yönelmesi satış baskısını artırdı.

Buna rağmen merkez bankalarının alımlarının sürmesi, bana göre uzun vadede hâlâ önemli bir destek unsuru olmaya devam ediyor.

Peki, bundan sonra ne olabilir?

Bence cevabı yine Fed verecek.

Eğer önümüzdeki aylarda enflasyon beklenenden hızlı yavaşlar ve ekonomik büyümede belirgin bir ivme kaybı görülürse, faiz indirimi beklentileri yeniden güçlenebilir. Böyle bir senaryo altın için yeniden destekleyici olur.

Buna küresel ölçekte yeni jeopolitik risklerin eklenmesi hâlinde, yatırımcıların güvenli liman arayışı tekrar hız kazanabilir.

Türkiye cephesinde ise tablo biraz farklı okunmalı

Bizde altın yalnızca küresel piyasalardaki gelişmelerden etkilenmiyor. Dolar/TL kuru da gram altının yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri.

Yüksek enflasyonun devam ettiği dönemlerde yatırımcıların önemli bir bölümü hâlâ birikimlerini altınla korumayı tercih ediyor. Düğün sezonlarında artan fiziki talep de bunun en somut göstergelerinden biri.

Bu nedenle ons altında yaşanan her düşüş, gram altına aynı ölçüde yansımayabiliyor.

Otuz yıla yaklaşan ekonomi haberciliğim boyunca şunu defalarca gördüm: Piyasalarda hiçbir yükseliş sonsuza kadar sürmediği gibi, hiçbir düşüş de kalıcı olmadı.

Altın da bunun en iyi örneklerinden biri. Kısa vadede faiz, dolar ve risk iştahı fiyatları belirliyor; uzun vadede ise güven arayışı ağır basıyor.

Ben altının hikâyesinin bittiğini düşünmüyorum. Ancak yatırımcıların da artık yalnızca “Altın nasıl olsa hep yükselir.” anlayışıyla hareket etmemesi gerekiyor.

Bundan sonraki dönemde merkez bankalarının adımları, enflasyon verileri ve küresel riskler her zamankinden daha belirleyici olacak.

Piyasalarda sabırlı olanlar çoğu zaman daha doğru karar verir. Altın da muhtemelen önümüzdeki dönemde bize bunu bir kez daha hatırlatacak.

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap