Altın fiyatları rekor seviyelere yakın seyrini korurken, küresel bankaların değerli metal için yükseliş beklentileri güçleniyor. Son değerlendirmelerde merkez bankalarının altın talebi, Fed’in para politikası ve jeopolitik riskler öne çıkarken, Deutsche Bank da altın fiyatlarına ilişkin dikkat çeken bir senaryo ortaya koydu.
Altında merkez bankası etkisi büyüyor
Altın piyasasında son yıllardaki yükselişin arkasındaki en önemli yapısal faktörlerden biri merkez bankalarının artan alımları.
Özellikle gelişmekte olan ülkeler, döviz rezervlerini çeşitlendirmek ve ABD dolarına olan bağımlılığı azaltmak amacıyla altın rezervlerini artırıyor. Bu eğilim, kısa vadeli yatırımcı hareketlerinden farklı olarak uzun vadeli ve fiziki talep yarattığı için altın fiyatları açısından önemli bir destek oluşturuyor.
Goldman Sachs da merkez bankalarının güçlü altın alımlarının, Fed politikasından kaynaklanabilecek kısa vadeli baskılara karşı altın fiyatlarına taban oluşturabileceğini belirtiyor. Banka, 2026 sonu için ons altın tahminini 4.900 dolar seviyesinde tutuyor.
Rezervlerin adresi değişiyor
Altındaki merkez bankası hareketinin bir başka boyutu ise altının nerede tutulduğu.
Hollanda Merkez Bankası’nın ABD ve Kanada’daki kasalardan yaklaşık 86 ton altını Londra’ya taşıması, merkez bankalarının rezervlerin coğrafi dağılımına daha fazla önem vermeye başladığını gösteriyor.
Bu tür adımlar doğrudan “altın fiyatı yükselecek” anlamına gelmese de merkez bankalarının jeopolitik riskleri ve rezerv güvenliğini eskisinden daha fazla dikkate aldığını ortaya koyuyor.
Deutsche Bank neden altına güveniyor?
Küresel bankaların altın konusunda iyimser kalmasının arkasında birkaç temel unsur bulunuyor.
İlk sırada merkez bankalarının talebi geliyor.
İkinci önemli faktör ise faiz politikası. Fed’in faiz indirimlerine yönelmesi halinde dolar cinsinden faiz getirilerinin gerilemesi, faiz ödemeyen altının alternatif maliyetini düşürüyor.
Üçüncü unsur ise jeopolitik riskler.
Savaşlar, ticaret gerilimleri ve ülkelerin rezerv güvenliği konusundaki endişeleri, altının geleneksel güvenli liman özelliğini yeniden öne çıkarıyor.
HSBC de son değerlendirmesinde jeopolitik risklerin devam ettiği ortamda altının portföylerde koruyucu işlevini sürdüreceğini ve merkez bankalarının alımlarının fiyatları desteklemeye devam edebileceğini belirtti.
5 bin dolar beklentisi artık masada
Altın için uzun vadeli yükseliş beklentileri artık daha yüksek seviyelere taşınmış durumda.
Morgan Stanley, Wells Fargo, Goldman Sachs ve UBS gibi büyük bankaların son tahminlerinde 2027’ye kadar 5.600 dolara ulaşan hedefler gündeme geldi. Morgan Stanley de 2027 yılında ons altının 5 bin doların üzerine çıkabileceğini öngördü.
Bu tahminlerin ortak noktasında merkez bankalarının altın alımları bulunuyor.
Dolayısıyla altındaki yükseliş yalnızca bireysel yatırımcıların “altın alıyor olmasıyla” açıklanmıyor. Devletlerin rezerv yönetimi de piyasadaki talebin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Türkiye için anlamı daha büyük
Altın fiyatlarındaki yükseliş Türkiye açısından yalnızca yatırımcıların kazancı veya kaybı anlamına gelmiyor.
Türkiye’de altın, hanehalkının en önemli tasarruf araçlarından biri. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv kompozisyonunda da önemli bir yere sahip.
TCMB’nin 28 Ağustos haftası verilerinde altın cinsinden rezerv varlıkları yüzde 2,5 artarak 117,1 milyar dolara yükselmişti. Aynı dönemde döviz varlıkları yüzde 4,7 gerileyerek 63,4 milyar dolara inmişti.
Bu tablo, altının Türkiye’nin rezerv yönetiminde de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.
Gram altında denklem sadece ons değil
Küresel bankaların ons altın için verdiği hedefler Türkiye’deki yatırımcı açısından doğrudan gram altın fiyatına dönüşmüyor.
Çünkü gram altının TL fiyatında iki temel değişken bulunuyor: Ons altın ve dolar/TL kuru.
Ons altının yükselmesi ve dolar/TL’nin de aynı dönemde değer kazanması halinde gram altındaki yükseliş daha güçlü olabilir.
Tersine, ons altındaki yükselişe rağmen TL’nin değer kazanması gram altındaki artışı sınırlayabilir.
Bu nedenle küresel bankaların ons altın tahminleri Türkiye’deki yatırımcı için önemli bir gösterge olsa da tek başına yeterli değil.
Altın artık sadece yatırım aracı değil
Merkez bankalarının son yıllardaki davranışı, altının küresel finans sistemindeki rolünün değiştiğini de gösteriyor.
Altın artık yalnızca bireysel yatırımcının güvenli limanı değil. Aynı zamanda ülkelerin rezervlerini çeşitlendirmek, jeopolitik risklere karşı korunmak ve rezervlerin tek bir para birimine aşırı bağımlılığını azaltmak için kullandığı stratejik bir varlık haline geliyor.
Bu nedenle merkez bankalarının altın alımları devam ettiği sürece, fiyatlarda kısa vadeli düzeltmeler yaşansa bile uzun vadeli talebin güçlü kalması bekleniyor.
Ancak Fed’in beklenenden daha sıkı bir politika izlemesi, doların güçlenmesi veya küresel risk iştahının yeniden artması altın üzerindeki yükseliş baskısını azaltabilecek başlıca riskler arasında.
Altın piyasasındaki asıl hikâye de burada: Fiyatı yalnızca yatırımcılar değil, dünyanın merkez bankaları da belirlemeye başlıyor.






