RADAR ADAM YAZIYOR:
Sinyal kesicilerinizi kapatın.
Arkanıza yaslanın.
Radar açık.
Bugün ekranda konuşulan cümlelere değil, o cümlelerin hangi eski deftere yazıldığına bakacağız.
Çünkü siyasette herkes konuşur.
Ama herkes aynı yerden konuşmaz.
Bugün radarıma takılan isim belli:
Barış Yarkadaş.
Son aylarda mevcut CHP yönetimine karşı öyle bir hararetle konuşuyor ki, ekranı izleyen sıradan vatandaş bunu “gazeteci eleştirisi” sanabilir.
Ben dosyaya bakıyorum.
Dosyada başka bir şey yazıyor.
Bu hikâyeye savcı edasıyla değil, ama dosya disipliniyle bakalım.
Yarkadaş’ın CHP serüveni, yıllarca afiş asmış, gece sandık beklemiş, ilçe binasında çay demlemiş bir parti emekçisinin hikâyesi değil.
Bu daha çok gazetecilikten siyasete açılan bir geçiş hikâyesi.
Ve o geçişin arka kapısında yıllardır bir gölge duruyor:
Gürsel Tekin.
Kulislerde uzun süredir anlatılan hikâye şu:
Barış Yarkadaş’ın 2015’te CHP listesinden Meclis’e girmesinde Gürsel Tekin’in etkisi vardı.
Buna kesin hüküm diyemeyiz.
Ama “tesadüf” deyip geçemeyiz.
Bu, kamuoyuna yansımış bir iddia.
Parmak izi değil belki.
Ama çamurun ortasında duran ayakkabı izi.
Ben mührü hükme değil, dikkat çentiğine basıyorum.
Şimdi suç mahalline geçelim:
2025 kayyum krizi.
Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl yönetimine Gürsel Tekin görevlendirildiğinde, parti içinde fırtına koptu.
Genel merkez ayağa kalktı.
Örgüt karıştı.
Kılıçlar çekildi.
Peki o fırtınada Tekin’in pozisyonunu ekranlarda anlatan, savunan, gerekçelendiren isimlerden biri kimdi?
Barış Yarkadaş.
Burada önemli bir ayrıntı var.
Yarkadaş o süreci dışarıdan izleyen bir yorumcu mesafesiyle anlatmadı.
Dosyanın içinden konuşan biri gibiydi.
Radar tam burada sinyal verir.
Çünkü gazeteci olayı anlatır.
Tarafı olan kişi ise olayı savunur.
Sonra fatura geldi.
CHP Yüksek Disiplin Kurulu, 26 Eylül 2025’te Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş’ı aynı dosya içinde partiden ihraç etti.
Gerekçe belliydi:
Parti üyeliğiyle bağdaşmayan tutum ve davranışlar.
Yani ikisi aynı siyasi dosyanın içine kondu.
Aynı süreçte tartışıldı.
Aynı gün kapının önüne bırakıldı.
Beraber yürüdüler.
Beraber düştüler.
Sonra takvim Mayıs 2026’yı gösterdi.
Bu kez tablo tersine döndü.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 22 Mayıs tarihli “mutlak butlan” kararıyla 2023 kurultayı ve sonrası yok hükmünde sayıldı.
Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan koltuğuna döndü.
Özgür Özel dönemindeki ihraçlar iptal oldu.
Barış Yarkadaş, Gürsel Tekin ve Berhan Şimşek aynı kararla CHP’ye geri geldi.
Buraya bir çentik daha atalım.
Bu dönüş, Gürsel Tekin’in özel bir hamlesiyle olmadı.
Mahkeme kararıyla oldu.
Ama siyasi fotoğraf değişmedi.
İkisi aynı dosyada gitti.
Aynı kararla geri geldi.
Kimi buna tesadüf der.
Ben buna ortak kaderin delil klasörü derim.
Peki dosyanın üstüne mührü bastıran kare hangisi?
Karardan birkaç gün sonra, bayramda, ikisi birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapısına gitti.
Yıllardır aynı hatta duran iki isim, kritik virajda yine aynı karede karşımıza çıktı.
Şimdi dosyayı toparlayalım.
Sanık sandalyesinde kimse yok.
Hukuken kimseyi de oraya oturtmuyorum.
Ama ilişkiler zinciri masanın üstünde duruyor.
Motif var:
Eski siyasi bağ.
Zemin var:
Tekin-Yarkadaş hattı.
İddia var:
Vekilliğe uzanan destek geçmişi.
Sonuç var:
Mevcut CHP yönetimine karşı aynı cephede konumlanma.
Bu tablodan sonra Yarkadaş’ın attığı her tweet’i, kurduğu her cümleyi, yaptığı her televizyon çıkışını sadece “bağımsız gazeteci refleksi” diye okumak fazla saf olur.
Bana sorarsanız o mikrofondan çıkan ses yalnızca bugünün sesi değil.
Geçmişte açılmış bir siyasi hesabın yankısı.
Tartışma sadece fikir tartışması değil.
Bu işin içinde koltuk var.
Sadakat var.
Eski defter var.
Kırgınlık var.
Hesap var.
CHP’de kavga bitmez.
Çünkü herkes aynı binaya girer.
Ama herkes başka kapıdan çıkar.
Bu dosyada kapı aynı:
Tekin kapısı.
Anahtarı tutan isim ise hâlâ ekranda konuşuyor:
Barış Yarkadaş.
Radar her şeyi görür.
Takipte kalın.
Radar Adam
