Bireysel Emeklilik Sistemi, otomatik katılımla birlikte 18 milyonu aşkın katılımcıyı ve 2,6 trilyon lirayı aşan birikimi kapsayan dev bir havuza dönüştü. Sistem büyüdükçe, sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel’in yıllara yayılan itirazları da yeniden dolaşıma giriyor. Eleştirisinin merkezinde tek bir ayrım var: Birikimin geri ödenmesi ile ömür boyu emekli aylığı aynı şey değil.
İşte Tezel’in yazı ve röportajlarına yansıyan gerekçeleri:
- “Emeklilik” adı yanlış beklenti yaratıyor. Tezel’e göre sisteme para yatıran vatandaş, adındaki “emeklilik” nedeniyle SGK’daki gibi bir güvence alacağını sanıyor. Oysa şirketlerin fiilen yaptığı iş, katılımcının parasını fonlarda değerlendirip karşılığında kesinti almak. Daha 2010’da “Hazine onaylı gerçek bir bireysel emeklilik poliçesi yok” demiş, 2013’te Habertürk’teki köşesinde de bu karışıklığı “BES asla emekli etmez” diye özetlemişti.
- Birikimin taksitle ödenmesi, ömür boyu aylık değil. Sistemde 10 yılını doldurup 56 yaşına gelen katılımcıya birikimi ya toplu ya taksitle geri ödeniyor; para bittiğinde ödeme de bitiyor. Tezel bu yüzden bunu SGK anlamında emeklilik saymıyor.
- Rakamlar bu ayrımı doğruluyor. Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre bugüne kadar 501 bin kişi “BES’ten emekli” oldu; ancak bu, birikimin geri ödenmesi anlamına geliyor. Ömür boyu maaş bağlayacak yıllık gelir sigortası ürünleri ise sektör yayınlarının da kabul ettiği gibi hala devreye alınabilmiş değil.
- SGK’nın sunduğu haklarla aynı değil. Tezel 2010’daki röportajında kamusal sistemi ömür boyu aylık, sağlık hizmeti ve vefat sonrası hak sahipliği üzerinden anlatmış; bu güvenceler nedeniyle isteğe bağlı sigortayı BES’ten avantajlı bulduğunu söylemişti.
- Şirket masrafları getiriden çıkıyor. Aynı röportajda bina, personel ve işletme giderlerini gündeme getirmiş; fon kesintilerinin katılımcıya kalan kazancı azalttığını savunarak, yatırımını kendisi yapabilen kişinin bu maliyeti neden üstlendiğini sormuştu. Sektör ise kesintilerin bugün mevzuatla üst sınıra bağlı olduğunu hatırlatıyor.
- Enflasyon, uzun vadeli vaadi aşındırabilir. Tezel’in referansı 1980’lerin birikimli hayat sigortaları: Yıllarca prim ödeyenler, gün geldiğinde bekledikleri alım gücüne ulaşamadı. BES uyarısını da aynı risk üzerine kuruyor.
- Düşük ücretliden zorla tasarruf olmaz. Otomatik katılımın başladığı 2017’de Aydınlık’a yaptığı açıklamada, geçim sıkıntısındaki çalışanın ücretinden kesinti yapılmasını “Bu aslında bir despotluktur” sözleriyle eleştirdi; sorunun tasarruf isteksizliği değil gelir yetersizliği olduğunu söyledi.
- Devlet katkısının kaynağında herkesin vergisi var. Sisteme girmeyenin vergisinden girene kaynak aktarıldığını, bunun “zengini daha zengin fakiri daha fakir” yaptığını savundu; önerisi katkı yerine vergi yükünün azaltılmasıydı. Devlet katkısı bu yılın başında yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirildi.
- İtirazı topyekun bir “girmeyin” çağrısı değil. Tasarruf disiplini veya yatırım desteği arayanın sistemi kullanabileceğini de söylüyor; tek şartı ne satın alındığının bilinmesi: “Girecek olanların bilinçli girmelerini istiyorum.”






