Yaşlı Kurt Sait Ürünlü yazdı
Başlığa bakıp İstanbul Borsası’nın yükselişe koştuğunu sanmayın sakın.
Borsamız hakkında yabancı kurumlardan peş peşe gelen, “Kendinize çeki düzen verin; hisse fiyatlarınız ve ortaklık yapılarınız gerçeği yansıtmıyor.” uyarılarının ardından bankacılık kesiminden başlayan derin satışlar gördük.
Bu satışların, özellikle Morgan Stanley’in bizi gelişmekte olan ülkeler grubundan bir basamak daha alta düşürme riskini satın almak istemeyen yabancı yatırımcılardan geldiğini düşünüyorum.
Gençliğimden beri pek fazla takas analizine inanan bir trader olmadım. Lakin yabancı işlemlerini mutlaka takip ederim.
Şöyle ki: Son dönemde iki büyük bankamızda 1,1 milyar doları aşan yabancı satışı görüldü. Sebebi ise Morgan Stanley’in bizi alt kademeye alması hâlinde büyük yabancı fonların, iç tüzükleri gereği ülkemizden çıkmak zorunda kalacak olmalarıdır.
Bu yüzden de bazılarının önceden davrandıkları kanaatindeyim.
BIST 100 Endeksi’nin içindeki, akla ve mantığa uymayan değerlemelere sahip birkaç hisse sayesinde bu seviyelerde kaldığını görüyoruz.
Şöyle ki: Yakın dostum Murat Gülkan’ın analizine göre yalnızca iki hissenin yılbaşından bu yana endeksimize katkısı yaklaşık 6.000 puan olmuştur.
Elbette bu, sağlıklı ve gerçeğe uygun bir fiyatlama değildir. Zaten bir avuç hisse dışında borsamızın neredeyse tamamı enflasyona yenilmiş durumdadır.
Borsalar normal şartlarda ekonomilerin aynasıdır. Bugün maalesef bu söylemi ülkemiz için kullanamıyoruz.
Şunu açıkça ifade etmeliyiz ki yabancı yatırımcılar olmadan sermaye piyasalarımızın beklediğimiz değerlere ulaşması oldukça zordur.
Bu durumda ise piyasalarımızın düzenleyicisi olan Sermaye Piyasası Kurulu’na çok büyük sorumluluk düşmektedir.
Peki, ben kötümser miyim?
Elbette hayır.
Önümüzdeki dönemde herkesin üzerine düşeni yapmasını umut ediyorum.
BIST 100 Endeksi’mizin yaklaşık 3,5 ABD doları seviyesinde kemikleşmiş olan direncini aşmasının önündeki engellerin kalkacağı günleri görmek umuduyla.
