Borsadaki sorunları yalnızca fon manipülasyonuna indirgemek, ormanı görmeyip tek bir ağaca odaklanmaktır. Peki yatırımcıya büyük hayaller satan, parlak projeler açıklayan, sonra bu projelerin akıbeti değişen şirketler? Ya bunların mali tablolarına imza atan bağımsız denetçiler?
Onları kim sorgulayacak?
Önce Hayaller, Sonra Gerçekler!
Agrotech’i hatırlayın. Elektrikli otomobil projesi, satın almalar, lansmanlar… Mart 2024’te duyurulan girişim, aynı yılın kasım ayında sonlandırıldı. Projenin sonlandırıldığı gün hissede yaklaşık %10’luk düşüş görüldü.
Reeder’da elektrikli araç hedefleri, yeni modeller, üretim açıklamaları… Peki bilanço? 2024’te 918 milyon TL, 2025’te yaklaşık 1,27 milyar TL net zarar.
Kontrolmatik’te büyüyen yatırımların yanında 2025 sonunda 30 milyar TL’yi aşan yükümlülük ve 1,14 milyar TL zarar. Ardından Haziran 2026’da Yakın İzleme Pazarı’na geçiş.
Mega Polietilen’de konkordato süreci, geciken finansal raporlar, işlemlerin geçici olarak durdurulması, şartlı denetim görüşü ve 737 milyon TL zarar…
Bunlar birbirinden farklı vakalar. Ama ortak bir soruyu gündeme getiriyor: Açıklanan hikâyelerle ortaya çıkan mali gerçekler yeterince sorgulanıyor mu?
Patron Konuşur, Denetçi İmzalar; Fatura Kime?
Bir şirketin proje iptal etmesi suç değildir. Zarar açıklaması da tek başına manipülasyon kanıtı değildir.
Ancak yatırımcıya sunulan vaatlerin o günkü gerçekliği, projelerin finansmanı, zamanında yapılan açıklamalar ve denetim raporlarının yeterliliği sorgulanmak zorundadır.
Şirketin patronu açıklama yaparken, yönetim kurulu karar alırken, bağımsız denetçi rapora imza atarken sorumluluk taşımaz mı?
Bir fabrikanın üretim kapasitesini sorguluyoruz da milyarlarca liralık yatırım vaatlerinin dayanağını neden aynı titizlikle sorgulamayalım?
Sadece Tahtayı Değil, Bilançoyu da Soruşturun!
SPK ve ilgili kurumlar yalnızca alım-satım emirlerine değil; yatırım vaatlerine, proje iptallerine, yönetici işlemlerine ve geçmiş denetim raporlarına da bakmalı.
Ortada ihmal, yanıltıcı açıklama veya usulsüzlük varsa sorumlular kim olursa olsun hesap vermeli.
Çünkü küçük yatırımcı sadece tahtada değil, kendisine anlatılan hikâyenin içinde de kaybedebilir.
Borsa güveni yalnızca manipülatörü cezalandırmakla değil, gerektiğinde patronun ve denetçinin de hesap vermesiyle sağlanır.
