RADAR ADAM
Sinyal kesicilerinizi kapatın.
Arkanıza yaslanın.
Radar açık.
Bugün radarıma bir şirket takıldı.
Adı: Dicle Elektrik. Namıdiğer DEDAŞ.
Altı il, 6,5 milyon insan, 2,5 milyon abone.
Tek şirket, tek tekel.
Tarih düşelim:
28 Haziran 2013.
Şirket 387 milyon dolara özel sektöre geçti.
İki hafta önce dosya 13 yaşına bastı.
Pasta kesilmedi.
Zaten birçok köyde mum üfleyecek ışık da yok.
Özelleştirme bize ne diye satılmıştı?
Verimlilik artacak, kayıp-kaçak düşecek, şebeke modernleşecek.
Fragman güzeldi.
Şimdi filme bakalım.
Rakamlar şirketin kendi verileri:
Diyarbakır kırsalında kayıp-kaçak yüzde 58.
Harran’da yüzde 64.
Ve dosyanın kapağına yazılacak rakam:
Bazı köylerde yüzde 98.
Yani şebekeye verilen her 100 birim elektriğin 98’i kayıt dışı.
Direk süs.
Sayaç anı.
Fatura efsane.
Burada duralım.
Bir dağıtım şirketinin işi nedir?
Elektriği taşımak, saymak, tahsil etmek.
Başka işi yok.
13 koca yıl geçmiş, hâlâ sayamıyor.
Viranşehir’e yakınlaşalım:
2022’de şebekeye 2 milyar kilovatsaat verilmiş.
Tahsil edilen: 900 milyon.
Gerisi duman.
Aynı bölgede 1.000’den fazla kaçak trafo var.
Her biri 250 haneyi besleyecek güçte.
Kaçak trafo iğne değil ki samanlıkta kaybolsun.
Kamyon kasası kadar.
Yol kenarında duruyor.
13 yıldır.
Patron cephesi daha ilginç.
Şirket, Tivnikli ailesinin Eksim Holding çatısında.
Holding başkanı Ebubekir Tivnikli geçenlerde bölgeyi kayıp-kaçakta “dünya şampiyonu” ilan etti.
Doğrudur belki.
Ama saha 13 yıldır senin sahansa…
Bu şampiyonluğun antrenörü kim?
Peki faturayı kim ödüyor?
Sen ödüyorsun.
Kayıp-kaçağın bedeli ulusal tarifeyle 81 ile paylaştırılıyor.
Sadece Mardin’de bir yılda kaybolan elektriğin ulusal maliyeti 6,25 milyar lira.
Edirne’deki simitçi, Rize’deki çaycı, İzmir’deki emekli…
Hep beraber ödüyoruz.
Şimdi biri itiraz edecek:
“Köylü çalıyor, şirket ne yapsın?”
Dosyada o sayfa da var.
GAP’ın sulama kanalları onyıllardır bitirilemedi.
Kanal yok, su yok.
Çiftçi 900 metre derinlikten motopompla su çekiyor.
Türkiye pamuğunun yüzde 43’ü bu bölgede.
Devlet kanalı bitirmemiş, çiftçi kuyuya inmiş, fatura traktörden pahalı.
Bu tablo kaçağı açıklar.
Ama şirketi aklamaz.
Çünkü asıl dosya yöntem dosyası:
Üç beş borçlu için koca köy trafodan kesiliyor.
Borçlu da karanlıkta, borcunu gününde ödeyen de.
Okul da, sağlık ocağı da.
Mahkemeler defalarca hukuka aykırı dedi.
Kesintiler sürdü.
Mahkeme günlük kesinti 3 saati aşamaz dedi.
Şirket “bakım onarım” tabelası astı, 10 saat kesti.
Denetime gidildi: hatta ne bakım var ne onarım.
Sadece karanlık var.
Danıştay, çiftçinin destek primine bloke konmasını iptal etti.
Şirket icradan blokeye devam etti.
Ve Mardin Derik’te bir çiftçi:
60 dönüm arazi, üzerinden elektrik hattı geçmiyor.
Kuyu yok, abonelik yok, sayaç yok.
Adama 27 bin 415 lira borç çıkarılmış.
Elektriği olmayan adamdan elektrik parası.
Buna dünyanın hiçbir yerinde tahsilat denmez.
Dosyanın en absürt sayfası:
Şirket köyleri topluca kesiyor.
Sonra “dürüst aboneler mağdur olmasın” diye sahaya 1.000 jeneratör sürüyor, mazotunu da kendi ödüyor.
Kablo çekili, şebeke orada, trafo tepede.
Ama köye jeneratör gidiyor.
Şehir suyunu kesip mahalleye tankerle su dağıtan belediye neyse, bu da o.
Peki hakem nerede?
Sayıştay yazmış:
EPDK sektöre 3,84 milyar lira ceza kesmiş.
Tahsil etmediği kısım: 3,69 milyar.
Ceza kesmek ayrı sanat, tahsil etmemek apayrı sanat.
Düdük hakemin cebinde, maç oynanıyor.
Eski defterden bir çentik:
2013’teki alımın kredisini veren bankalardan biri Kuveyt Türk’tü.
Dönemin Eksim patronu Abdullah Tivnikli hem o bankanın yönetim kurulu başkan vekiliydi hem de krediyi alan yapının dolaylı ortağı olduğu öne sürüldü.
Meclis’e soru önergesi verildi, resmi cevap geldi: usule uygun.
Usul rahatladı.
Köy hâlâ karanlık.
Gelelim bugüne.
Şirketin yeni vaadi:
2026-2030 arasında 100 milyar lira yatırım, 60 milyarı kırsala.
Hedef: kayıp-kaçak yüzde 20-25’e inecek.
Güzel.
Yalnız aynı şirket “bugüne kadar 85 milyar yatırdık” diyor.
85 milyarın çıktısı yüzde 98’lik köylerse…
100 milyarın çıktısını radar şimdiden çiziyor.
Bu arada köy karanlıkken şirket “DicleFest” diye festival düzenliyor.
Kaçakla mücadele ise jandarmalı köy operasyonlarına, 8 yıl hapis istemlerine dönmüş durumda.
Kanal bitmemiş, sayaç takılmamış, şebeke yenilenmemiş.
Ama hapis istemi hazır.
Dosyayı toparlayalım.
Sanık sandalyesi boş, kimseyi zorla oturtmuyorum.
Ama masada duranlar şunlar:
Vaat var: 2013’ün verimlilik masalı.
Sonuç var: 13 yıl sonra yüzde 98’lik köyler.
Yöntem var: mahkemeye rağmen toplu kesinti, iptale rağmen bloke.
Hakem var: düdüğü cebinde.
Ve mağdur var: faturasını gününde ödeyen vatandaş.
O vatandaş üç kere ödüyor.
Komşusunun kaçağını tarifeden ödüyor.
Trafodan kesilince karanlıkta oturarak ödüyor.
Jeneratörün mazotunu, festivalin sahnesini de döne dolaşa yine o ödüyor.
Üç kere ödüyor.
Işık bir kere bile yanmıyor.
13 yılda çözülemeyen işin 5 yılda çözüleceğine inanmamı istiyorlar.
Aynı bölge, aynı şirket, aynı yöntem.
Değişen tek şey vaadin ucuna eklenen sıfır.
Radar her şeyi görür.
Takipte kalın.
Radar Adam
