Dayı, Tapu Aldın Diye Para Kazanmadın
Bizde yatırım çoğu zaman şöyle sanılıyor:
“Evi aldım, tamam.”
Yok dayı, o kadar kolay olsa kahvedeki herkes Warren Buffett olurdu. Çaycı da fon yönetirdi.
Fırsat maliyeti dediğimiz şey şudur:
Paranı bir yere koyduğunda, başka bir yerde kazanabileceğin paradan vazgeçersin.
Yani lokantada kuru fasulye söyledin diye köfteyi kaçırırsın. Sonra köfte masadan geçerken bakıp “Ben tokum” diye kendini kandırırsın.
Faiz Ne? Paranın Kirası
Faiz dediğin şey, aslında paranın kirasıdır.
Evi kiraya verince kira alıyorsun ya; paranı kullandırınca da faiz alırsın.
Para da boş durmayı sevmez.
Cebinde yatarsa tembelleşir.
Yanlış yerde yatarsa zayıflar.
Doğru yerde çalışırsa eve ekmek getirir.
Bugün politika faizi yüzde 37.
Yani para sana şunu söylüyor:
“Beni düzgün çalıştırırsan, yılda ciddi kira isterim.”
Ev Aldım Diye Sevinenler
Adam 5 milyon liraya ev alıyor.
Aylık kira 20 bin lira.
Yıllık kira 240 bin lira.
Dayı bu ne?
5 milyonluk ineğin yılda verdiği süt 240 bin lira.
İnek süt vermiyor; sana bakıp sakız çiğniyor.
Üstelik enflasyon yüzde 32,61.
Yani pazara gidince biber, domates, peynir sana şöyle diyor:
“Geçen seneki sen değilsin.”
Ev kâğıt üstünde artmış olabilir. Ama konut fiyatları yüzde 24,5 artarken, enflasyondan arındırıldığında aslında yüzde 6,1 gerilemiş oluyor.
Yani ev büyümüş gibi duruyor ama alım gücü içinden gizlice taşınmış.
Borsada da Aynı Masal
Hisse yüzde 10 arttı diye halay çekiyorsun.
Ama faiz yüzde 37, enflasyon yüzde 32 ise o halay değil; para kaybederken yapılan ısınma hareketidir.
Çünkü şunu karıştırmamak lazım:
“Param arttı” başka şeydir.
“Param güçlendi” başka şeydir.
Cüzdandaki para çoğalıp pazardaki poşet küçülüyorsa, zengin olmadın.
Sadece daha kalabalık bir fakirlik yaşıyorsun.
Asıl Soru Şu
Yatırımda sorulması gereken soru şu değildir:
“Ben bundan para kazandım mı?”
Asıl soru şudur:
“Bu para başka yere gitseydi daha çok kazanır mıydı?”
İşte fırsat maliyeti budur.
Kaçan köfteyi saymayan adam, kuru fasulyeyi zafer sanır.
