Sahnedeki şirketin adı Sekuro Plastik.
Borsadaki kodu: SEKUR.
Perde açılıyor.
Sahnede her şey yerli yerinde.
Mevzuat tamam.
İmza tamam.
Genel kurul tamam.
Oyun “usulüne uygun” oynanıyor.
Işıklar parlak, replikler düzgün. Kâğıt üzerinde bakınca tablo temiz görünüyor.
Ama bir şirket hikâyesinde asıl mesele bazen sahnede değil, kuliste beliriyor.
Hadi gelin, perdenin arkasına bakalım.
29 yıllık bir ambalaj şirketi. İki fabrika. Bunlardan biri Bozüyük’te. 127 çalışan.
Sonra sahneye güçlü bir karar geliyor:
“Varlıkları satıyoruz.”
Fabrika, makine, mal, mülk… Şirketin ana faaliyetini taşıyan önemli varlıklar nakde çevrilmek isteniyor.
Buraya kadar her şey kamuya açık açıklamalar üzerinden ilerliyor.
Ama asıl sorular burada başlıyor.
Sonra ne olacak?
Şirket hangi alana yönelecek?
“Katma değerli yeni alanlar” deniyor.
Peki hangi alan?
Kimlerle?
Hangi planla?
Bu soruların yanıtı yatırımcı açısından henüz yeterince net görünmüyor.
Bir şirketin varlık satması tek başına sorun değildir. Şirketler strateji değiştirir, yeniden yapılanır, faaliyet alanını dönüştürür.
Ancak halka açık bir şirkette mesele sadece “satış kararı” değildir.
Mesele, bu kararın küçük ortak açısından ne anlama geldiğidir.
Bu karara katılmayan küçük ortak için ayrılma hakkı var.
Çıkış fiyatı 6 lira küsur.
Piyasadaki fiyat ise 10 liranın üzerinde.
Yani itiraz eden ortak, yasal formül gereği piyasadaki fiyatın oldukça altında bir bedelle ayrılma seçeneğiyle karşı karşıya kalıyor.
Burada hemen şu itiraz gelebilir:
“O fiyat keyfi değil. Formül var. Son altı ayın ortalaması esas alınıyor.”
Doğru. Bu fiyat keyfi belirlenmiyor.
Ama tartışma tam da burada başlıyor.
Hisse fiyatı aylar içinde yukarı giderken, önemli varlık satış kararının bu döneme denk gelmesi küçük yatırımcı açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo oluşturuyor.
Küçük ortağı koruması beklenen mekanizma, zamanlama nedeniyle beklenen koruma etkisini tam olarak vermeyebiliyor.
Kural sahnede… İşliyor.
Ama sonucu, küçük yatırımcı açısından tartışmalı hale geliyor.
Kulisteki bir başka başlık ise sermaye yapısı ve oy gücü.
Şirket geçmişinde bedelli, bedelsiz ve tahsisli sermaye artırımları bulunuyor.
Ayrıca bir dönem belirli paylara beş kat oy imtiyazı verilmesi yönünde bir gündem oluştuğu görülüyor.
Bir oy değil, beş oy.
Bu tür düzenlemeler hukuken mümkün olabilir.
Ancak halka açık şirketlerde yatırımcı açısından asıl soru şudur:
Şirketin mülkiyeti geniş tabana yayılırken, karar alma gücü ne kadar dengeli kalıyor?
Çünkü borsadaki küçük ortak sadece hisse almaz.
Güven alır. Şeffaflık alır.
Adil temsil beklentisi alır.
Bir de tahtanın geçmişine bakmak gerekiyor.
Geçen yıl Kurul, bu payda işlem yapan altı kişi hakkında idari para cezası uyguladı.
Bu nokta önemli: Bu bir manipülasyon davası değildir.
Şirket yönetiminin ya da hâkim ortağın mahkûm edildiği anlamına da gelmez.
Cezalar, tahtada işlem yapan kişilerle ilgilidir.
Ama yine de yatırımcı açısından bu bilgi tamamen önemsiz sayılamaz.
Çünkü aynı tahtada geçmişte denetim konusu olmuş işlemler varsa, yeni büyük kararlar alınırken daha fazla açıklık beklemek doğal hale gelir.
İşin dikkat çekici tarafı şu:
Şirket batık bir görüntü vermiyor.
İlk çeyrekte zarardan kâra dönüldüğü, borç tarafında iyileşme olduğu ve finansal tablonun toparlanmaya başladığı görülüyor.
Yani bu karar, “zorunlu bir çıkış” gibi anlatılmıyor.
Tam da toparlanma emareleri görülürken, şirketin ana varlıklarını satma kararı alması daha fazla soru doğuruyor.
Neden şimdi? Hangi stratejiyle?
Satıştan sonra şirketin yeni hikâyesi ne olacak?
Küçük ortak bu yeni hikâyede nerede duracak?
Bu soruların açık ve tatmin edici şekilde yanıtlanması gerekiyor.
Perdeyi indirelim.
Burada gizli saklı bir evraktan söz etmiyoruz.
Açıklamalar KAP’ta.
Kararlar bültende.
Süreç mevzuat çerçevesinde ilerliyor.
Mesele, kuralın olup olmaması değil.
Mesele, kuralın küçük yatırımcıyı fiilen ne kadar koruduğu.
Halka açık şirketlerde sadece işlemin yasal olması yetmez.
İşlemin anlaşılır, öngörülebilir ve küçük ortak açısından adil algılanması da gerekir.
SEKUR dosyasında sahnede usul var.
Ama kuliste yanıt bekleyen sorular da var.
Bu sorular yanıtlanmadan küçük yatırımcıdan güven beklemek kolay değil.
Çünkü borsada güven, sadece KAP açıklamasıyla değil…
Adalet duygusuyla oluşur. O duygu bana geçmedi!
Not: Bu yazı, kamuya açık bilgiler üzerinden yapılmış bir değerlendirmedir. Yatırım tavsiyesi değildir. Şirketten veya ilgili taraflardan açıklama gelmesi halinde kamuoyuna aktarılacaktır.
