Remzi Özdemir
Yıllardır halka arzlarda aynı senaryoyu izledik. Şirket borsaya geliyor, yatırımcı parasını koyuyor, birkaç gün sonra da hisse kaderine terk ediliyordu. Patron parasını alıyor, küçük yatırımcı ise “nasıl olsa borsada” denilerek yalnız bırakılıyordu.
Görünen o ki bu anlayış değişmeye başlıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) son dönemde verdiği halka arz onaylarıyla birlikte artık yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Ben buna “kazandıracak halka arz dönemi” diyorum.
Çünkü artık mesaj çok net:
“Buyurun piyasaya çıkın. Kendinize güveniyorsanız şirketinizi yatırımcıya anlatın. Hissenizi satacaksanız önce küçük ortağı ikna edin.”
Aslında olması gereken de buydu.
Bir şirket, geleceğine güveniyorsa bunu sadece izahnamede yazmakla yetinemez. Yatırımcıya “Ben bu şirkete inanıyorum, sen de bana ortak ol” diyebilmelidir. Bunun yolu da sadece reklam yapmak değil, güven veren uygulamalar geliştirmektir.
İşte bunun ilk somut örneklerinden biri Metgün Enerji’den geldi.
Şirket, halka arz sürecinde yaptığı açıklamada, payları borsada işlem görmeye başladıktan sonra 5 işlem günü boyunca, hisse fiyatının yönünden bağımsız olarak her gün 2 milyon 250 bin adet alım emri vereceğini duyurdu. Bu uygulama, yatırımcıya “Ben kendi hisseme güveniyorum” mesajı vermesi açısından dikkat çekici bir adım niteliğinde.
Burada önemli olan sadece verilecek alım emri değil.
Önemli olan zihniyet değişimi.
Çünkü yıllardır halka arzlarda yatırımcı hep tek taraflı fedakârlık yaptı. Riski o aldı, parayı o koydu, zarar edince de “borsanın doğasında var” denildi.
Artık patronların da taşın altına elini koyma zamanı.
Eğer şirketiniz gerçekten büyüyecekse, bilançonuza güveniyorsanız, projelerinize inanıyorsanız, bunun ilk alıcısı siz olmalısınız. Küçük yatırımcıya güven vermenin yolu da budur.
Elbette tek başına geri alım ya da destek alımı bir şirketi iyi halka arz yapmaz. Esas olan güçlü finansallar, sürdürülebilir kârlılık, şeffaf yönetim ve yatırımcıyla kurulan sağlıklı iletişimdir. Ancak bunların yanında şirketin kendi hissesine sahip çıkacağını ilan etmesi de güveni artıran önemli bir adımdır.
Belki de bundan sonra yatırımcıların soracağı ilk soru şu olacak:
“Bu şirket halka arzdan sonra bana nasıl sahip çıkacak?”
İşte rekabet de burada başlayacak.
SPK’nın halka arz musluğunu açması tek başına yeterli değil. Bundan sonra piyasada parayı şirketler değil, güven kazanacak. Yatırımcı artık eskisi kadar kolay ikna olmuyor. “Halka arz oldum, nasıl olsa satarım” dönemi geride kalıyor.
Yeni dönemde kazanan; yatırımcısını ortak olarak gören, verdiği sözün arkasında duran ve bunu somut adımlarla gösteren şirketler olacak.
Çünkü artık borsada satılan sadece hisse değil…
Güvendir.
