Picture of Ümit Zileli

Ümit Zileli

Keşke Viyana Akademisi onu ressam olarak kabul etseydi!

Ümit Zileli

Geçenlerde bu sütunda sizlere deha derecesinde manyak bir şahsiyeti, Göbels’i anlatmıştım…

Nazi iktidarının en başından sonuna dek Hitler’in en yakınında olmuş, işlenen tüm büyük suçlara ortaklık etmiş, on milyonlarca insanın ölümünden en az Hitler kadar sorumlu bir sapık da diyebiliriz!

Ancak aynı zamanda, ölümünden çok sonra 20. yüzyılın en büyük halkla ilişkiler üstadı olarak seçilmiş bir kişilikti!

Şöyle de bakılabilir tabii:

— Göbels ve onun gibiler, diktatörlerin ardındaki gaddar faşistlerdi. Tüm güçlerini diktatörden alıp her türlü zorbalığı onun adına yapan ikinci, üçüncü adamlardı. Onları anlatmak için Göbels’i seçmek tamam da peki ya diktatörler? İnsanlığı ateşe atan büyük zorbalar? Onlara da bir örnek yok mu?

Olmaz olur mu, vardı tabii!

Madem Göbels’i anlatmıştım, o hâlde dünyayı kana ve ateşe boğan, yaklaşık 70-75 milyon insanın ölümünden sorumlu Adolf Hitler, en cazip diktatör örneği olarak anlatılabilirdi!

İşte Hitler huzurunuzda…

Bir diktatörün portresi

O aslında hep ressam olmak istedi…

Ancak maalesef iyi bir ressam değildi; posta kartlarından kopyaladığı manzara resimlerini turistlere satmaktan öteye gidemedi!

İki kez başvurduğu Viyana Güzel Sanatlar Akademisi tarafından, “ressamlığa uygun olmadığı” gerekçesiyle ve yeteneklerini mimarlık alanında denemesi tavsiyesiyle reddedildi…

— Keşke onu kabul etseydi Viyana Akademisi; dünyayı büyük bir felaketten kurtarırdı!

Anavatanı Avusturya, “askerliğe elverişli olmadığı” için onu çürüğe çıkardı. Ama o, kendini hep daha yakın hissettiği Almanya saflarında savaşmak için Bavyera ordusuna gönüllü olarak yazıldı…

Birinci Dünya Savaşı’nda önce 1917’de “2. Derece Demir Haç”, hemen ardından 1918’de “1. Derece Demir Haç” olmak üzere iki yüksek düzey madalya ile onurlandırıldı.

— Bu madalyalar Almanya tarihinde bir onbaşıya ilk ve son kez verilmişti!

Hayatı hep yoksulluğun dibini görerek ve yaşayarak geçmişti. Bu yüzden askerlikten ayrılmak istemedi.

Ancak Yahudi düşmanlığıyla tanışıp bu fikre adeta âşık olacak, yolu bir biçimde Alman İşçi Partisi ile buluşacaktı.

1919’da üye olduğu partinin, 1920’de adını değiştirecek derecede etkili bir üyesi olmuştu. 1920 Şubat’ında partinin adı değiştirildi:

— Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi!

1921’de partinin liderlik koltuğuna oturdu. Taraftarları giderek artıyordu ve onlara kısaca Nazi deniyordu.

1923 yılında, çok beğendiği faşist lider Mussolini’nin “Roma Yürüyüşü”nü taklit ederek Münih’teki Bavyera Hükümeti’ni devirmek istedi, ancak başarılı olamadı.

Birahane Darbesi olarak adlandırılan bu eylemi nedeniyle yargılandı ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı!

Hapishanede, ileride her Alman yurttaşının okuması zorunlu olacak o ünlü kitabını yazdı:

— Mein Kampf – Kavgam!

Dünyayı felakete sürükleyen onbaşı!

Hapisten çıktığında o artık kitleleri ardından sürükleyen bir lider olarak tanınmaya başlamıştı…

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı en çok ona yaradı. 1930 seçimlerinde yüzde 18 oyla Sosyal Demokrat Parti’den sonra ikinci sıraya yerleşti.

1932 yılında Alman vatandaşı oldu. 1933 seçimlerinde yüzde 37 oyla birinci parti oldu ve Cumhurbaşkanı Hindenburg tarafından başbakanlığa atandı.

Ancak çoğunluk elinde değildi.

Yalnızca iki ay sonra bir kez daha genel seçime gidildi ve yüzde 44’le iktidarı aldı.

27 Şubat 1933’te Reichstag’da, yani parlamentoda çıkan yangını bahane ederek Cumhurbaşkanı’na, “anayasanın kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini ortadan kaldıran” bir kararname imzalattı.

Bu kararnameye dayanarak Nazi Partisi dışındaki tüm partileri kapattı.

Seçimlerin hemen ertesinde ise parlamentonun tüm yetkilerini dört yıl süreyle hükümete devreden “Yetki Kanunu”nu, Reichstag’ın etrafını SA kıtalarıyla çevirterek zorla kabul ettirdi.

Artık tek adamdı.

1934’te Hindenburg’un ölümüyle Cumhurbaşkanlığını da üstlendi. Yapılan referandumda her iki görevi de üstlenmesine “evet” diyenlerin oranı yüzde 89,93 olmuştu!

Artık Almanya’yı Yahudilerden, komünistlerden ve sosyalistlerden istediği gibi temizleyebilir, o çok istediği savaşı çıkarabilir ve Alman imparatorluğunu yaratabilirdi.

Adı bile konmuştu:

— 3. Reich İmparatorluğu!

Hepsini de gerçekleştirdi.

Bu amaç, 65 milyon insanın ölümüne ve 6 milyon Yahudi’nin gaz odalarında katledilmesine neden oldu…

Sonunda koca bir ulusu da bitirerek yenildi ve intihar etti…

— Adı Adolf Hitler’di!..

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap