Picture of Selçuk Geçer

Selçuk Geçer

Paran Var Ama Senin Değil!

Selçuk Geçer…

Bir ülke düşünün…

Enflasyon var.

Hayat pahalı.

Maaş yatıyor, aynı gün bitiyor.

Ama ülkenin en büyük banknotu hâlâ 200 lira.

Peki neden?

Çünkü 500 liralık, 1000 liralık banknot çıksa herkes gerçeği daha net görecek.

Paranın eridiği resmileşecek.

Cüzdan şişiyor ama alım gücü küçülüyor.

Eskiden 200 lira paraydı.

Şimdi markette birkaç kalem ürün.

Pazarda bir poşet.

Çocuğa harçlık versen, cebin boşalıyor.

Yani mesele banknot değil.

Mesele gerçeği saklama meselesi.

Ama iş burada da bitmiyor.

Çünkü vatandaşın elindeki son alanlar da izlenmek isteniyor.

Bankadaki paran görünüyor.

Kart harcaman görünüyor.

IBAN transferin görünüyor.

Maaşın, faizin, faturan görünüyor.

Geriye ne kaldı?

Nakit.

Bir de yastık altı altın.

Şimdi sıra ona geldi.

Barkod diyorlar.

Bandrol diyorlar.

Takip sistemi diyorlar.

Gerekçe hazır:

“Sahteciliği önlüyoruz.”

Peki vatandaş inanıyor mu?

Zor.

Çünkü bu ülkede vatandaş altına keyfinden kaçmıyor.

Güvenmediği için kaçıyor.

Türk lirasına güvenmiyor.

Enflasyon rakamına güvenmiyor.

Yarın ne olacağına güvenmiyor.

Anadan kalan bilezik, düğünde takılan çeyrek, çocuğa saklanan gram altın…

Bunlar sadece yatırım değil.

Bunlar vatandaşın son güvencesi.

Şimdi o güvenceye de numara takılırsa, insan sormaz mı?

Bugün gram altın.

Yarın çeyrek mi?

Öbür gün yastık altı mı?

Mesele tam da bu.

Devlet sıkışınca kaynak arıyor.

Kaynak nerede?

Yine vatandaşın cebinde.

Açık varsa sen öde.

Vergi yetmezse sen öde.

Para erirse sen dayan.

Altının varsa onu da göster.

Olmaz.

Devlet vatandaşın cebini karıştırarak güçlenmez.

Güven vererek güçlenir.

Çünkü güven giderse millet parasını saklar.

Altınını saklar.

Umudunu da saklar.

Sonra cüzdanına bakar ve şu gerçeği görür:

Paran var ama senin değil.

Söylemedi demeyin.

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap