Kamuoyu çeşitli açılımlarla oyalanırken ülkenin sıkıntıları artıyor.
Kâğıt üzerinde hesaplar yapılıp küçültülmeye çalışılan işsizlik gerçekte ateşten gömlek!
Başka bir ifadeyle: “Canavar!”
İş bulmaktan umudunu kesenler artık iş bile aramıyor, istatistiklerde onlar da çalışıyormuş gibi görünüyor!
Eskiden “Enflasyon canavarı” vardı, şimdi “İşsizlik canavarı” ortaya çıktı.
Dünyaca ünlü ekonomi gazeteleri Amerikan Wall Street Journal ile İngiliz Financial Times bile zaman zaman Türkiye’deki işsizlik konusunu haber yapıyor!
***
İşsizlik insanları hem aç bırakıyor, hem de ruh sağlıklarını bozuyor.
Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda önlem alması isteniyor.
Uzman doktorlar, işsizliğe bağlı ruhsal sorunların ikiye katlandığını belirterek şu görüşleri ileri sürüyor:
“Depresyon, sinir bozuklukları, bireylerin alkol ve madde kullanımına yönelmeleri, öfke çoğalacak ve sorunlarla başa çıkmak için şiddete başvurma gibi davranışlar artacaktır.
Eşleri işsiz olan kadınlarda da depresyon gelişme riski artmaktadır. Yaşanan bu süreç, aile ilişkilerini, ana, baba, çocuk ilişkisini bozarak, çocukların ruhsal gelişimleri üzerinde iz bırakma riskini içermektedir.”
***
Bu sözlerden de anlıyoruz ki, ekonomik kriz sürdükçe ülkemizdeki ruh hastalarının sayısı da artacak!
Her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğumuz akıl almaz cinayetlerde de işsizliğin yarattığı depresyon ve sinir bozukluklarının izlerini bulmak mümkün değil mi?
***
Almanya’nın önde gelen gazetelerinden “Frankfurter Allgemeine”nin muhabiri Rainer Hermann uzun yıllar Türkiye’de yaşadı.
Alman gazeteci, Türkiye izlenimlerini “Wohin geht die Türkische Gesellschaft” (Türk Toplumu Nereye Gidiyor?) adlı bir kitapta topladı.
Türklerin yaşam tarzları nedeniyle iki ayrı kampa bölündüğünü anlatan Rainer Hermann’a göre Türk halkının asıl sorunu, insanlar arasındaki kültür çatışmasıdır.
Alman gazeteci kitabında, Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinden sonraki Türk toplumunda meydana gelen gelişmeleri inceliyor ve “Atatürk, Osmanlı ümmetinden bir millet yaratmaya çalışmıştır. Cumhuriyet tarihi, bazı olumsuzluklara rağmen, bir başarı öyküsüdür.” diyor.
Hermann, Türkiye ve Türkler’in son yıllarda Atatürk ilkelerinden sapıp, bağnaz ve tutucu bir karaktere büründüğünü belirterek, Türkiye’nin Batı toplumlarından, her geçen gün biraz daha uzaklaştığını iddia ediyor.
İster sevelim, ister sevmeyelim. Beğenelim ya da beğenmeyelim…
Uzun yıllar yurdumuzda yaşayan bir Alman gazetecinin izlenimleri böyle…
Yabancılar bile, maalesef, ülkemizdeki gidişatın pek de iyi olmadığı görüşünde…
Mangalda kül bırakmayan siyasetçiler bu yayınları izlerlerse, bilerek ya da bilmeyerek, ülkeyi nereye götürdüklerini görürüler!
