Murat Muratoğlu yazdı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in her sıkıştığında sarıldığı bir süre var: 3,4 yıl…
Dünyada enflasyon şoklarının düzelmesi ortalama bu kadar sürüyormuş. Mesaj belli: Sabredin!
Peki bu 3,4 yıl ne zaman başlıyor? İşin püf noktası burada… Çünkü süreyi nereden başlatırsanız, hesap gününü de o kadar ileri atmış olursunuz.
Bakanın dayanak gösterdiği IMF çalışmasına göre süre, şokun patladığı gün başlıyor.
Bakanın hesabında ise kendisinin koltuğa oturduğu gün… Kronometreyi kendine göre kurmuş!
Bizim şok ne zaman patladı? Aralık 2021’de. Kur bir gecede uçmuş, market etiketleri fiyata yetişememişti.
Yağ kuyrukları, stok telaşı, gece yarısı güncellenen fiyat listeleri… Unutan yoktur.
Şimdi hesap basit: Aralık 2021’in üzerine 3,4 yıl koyun; süre geçen yılın baharında doldu bile. Kimse fark etmedi, çünkü enflasyon o gün yüzde 35’in üzerindeydi.
Diyelim ki Bakan Şimşek’i kırmadık, kronometreyi onun atandığı güne kurduk. O vade de bu Ekim’in sonunda doluyor.
Bugün itibarıyla tam 84 gün kaldı ve sayaç yüzde 31,75’te. Tek haneye yetişmek için enflasyonun ayda 8 puan düşmesi lazım. Olacak iş mi? Matematik ortada…
Olmayacağı belli ki hedefler de takvimle birlikte kayıyor.
Programın ilk halinde 2026 enflasyonu yüzde 8,5 olacaktı. Sonra 16 dendi. Şimdilerde “20’li seviyeler” telaffuz ediliyor. Süre uzadıkça hedef yürüyor, hedef yürüdükçe süre uzuyor!
Gelelim Şimşek’in örnek gösterdiği ülkelere…
Hikâyelerin çoğu 1974 model. OPEC petrol musluğunu kısmış, dünya benzin kuyruğunda.
O yıllarda enflasyon hedeflemesi daha icat edilmemiş, merkez bankası bağımsızlığı kimsenin gündeminde değil, evlerde renkli televizyon bile yok.
Bakan, Spotify çağının Türkiye’sine pikaptan Zeki Müren dinletiyor. Severiz, o ayrı mesele… Ama mesele müzik değil ki; yarım asır önceki dünyanın ilacı bugünün hastasına yazılmaz!
Oysa bu ülke, işi ciddiye alınca üç yılın yettiğini kendisi kanıtladı. 2001 krizinden sonra enflasyon üç yılda yüzde 68’den yüzde 9’a indi.
O gün ne farklıydı? Takvim değil, reform vardı.
Bankacılık elden geçirilmiş, bütçe gerçekten sıkılmış, merkez bankasına gerçekten dokunulmamıştı.
Bugünse reformun esamisi okunmuyor; elde bir tek takvim var, o da uzadıkça uzuyor…
Ekonomide her şeyin bir zamanı varmış; doğru söze ne denir.
Bir tek hesap vermenin zamanı bir türlü gelmiyor!
