Türkiye’de haftalardır piyasaların gündeminde olan yatırım fonu krizine uluslararası basından dikkat çeken bir değerlendirme geldi. İngiliz ekonomi dergisi The Economist, “Türkiye’nin yatırım fonu fiyaskosu” başlıklı analizinde yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsü açısından risk oluşturabileceğini yazdı.
Derginin değerlendirmesinde, bazı fonların düşük işlem hacmine sahip hisselerde yoğunlaşarak fon değerlerini yükselttiği, yükselen değerlemelerin ise yeni yatırımcıların çekilmesinde kullanıldığı öne sürüldü. Yaşanan gelişmelerin ardından Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) çok sayıda fon için tasfiye kararı alması, Türkiye sermaye piyasalarındaki güven tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Fon krizinin merkezinde ne var?
Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan sorunlar, bazı portföy yönetim şirketlerinin yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla görünür hale geldi.
SPK, 17 Eylül’de Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’e ait fonların işlemlerini durdurmuş ve tasfiye sürecini başlatmıştı. Tasfiye kapsamına alınan fonların sayısı daha sonra 131 olarak açıklanırken, SPK 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğunu bildirdi.
Reuters’a göre ise söz konusu fonların toplam varlıkları 18 milyar doların üzerindeydi. Fonlarda yaşanan likidite sorunları, yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamak için daha likit varlıkların satışına yol açarak Borsa İstanbul’daki sert düşüşü de derinleştirdi.
The Economist: Balon patladı
The Economist, fon krizinin bir anda ortaya çıkmadığını savundu. Derginin analizinde, bazı fonların değerlerini artırmak amacıyla işlem hacmi düşük hisseleri, aralarında kendi iştiraklerinin hisselerinin de bulunduğu şirketlerin paylarını satın aldığı iddiasına yer verildi.
Bu hisselerin fiyatlarının yükselmesi halinde fonların yüksek getiri açıklayabildiği, bunun da yeni yatırımcıların ilgisini çekebildiği belirtildi. Dergiye göre bazı fonların değerlenen hisseleri teminat göstererek borçlandığı ve bu kaynakla daha fazla hisse aldığı yönündeki iddialar da krizin nasıl büyüdüğüne ilişkin tartışmanın bir parçası.
Bu değerlendirmeler, soruşturma konusu edilen işlemlere ilişkin iddialardır; kesinleşmiş yargı kararı anlamına gelmemektedir.
Borsa İstanbul’da milyarlarca dolarlık değer kaybı
Fonlardaki ödeme ve likidite sorunları, Borsa İstanbul’da da sert dalgalanmaya yol açtı.
BIST 100 endeksi 16 Eylül’de yüzde 5’in üzerinde gerilerken, Reuters’a göre endeksin haftalık kaybı yüzde 8’i aştı. Yaşanan satışlarda, likit olmayan ve halka açıklık oranı düşük hisselerde yoğunlaşan fonların yatırımcı çıkışlarını karşılamak için daha likit varlıklarını satmak zorunda kalması etkili oldu.
The Economist de 16 Eylül’deki sert düşüşün yalnızca iki gün içinde piyasa değerinde yaklaşık 30 milyar dolarlık kayba yol açtığını aktardı.
Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsü tartışılıyor
The Economist’in analizindeki en dikkat çekici başlıklardan biri Türkiye’nin sermaye piyasalarındaki statüsüne ilişkin uyarı oldu.
Dergi, endeks sağlayıcısı MSCI’ın haziran ayında Türkiye’ye ilişkin uyarılarına dikkat çekti. MSCI’ın, piyasanın işleyişine ilişkin sorunların giderilmemesi halinde Türkiye’nin “gelişmekte olan piyasa” statüsünün yeniden değerlendirilebileceğine yönelik değerlendirmeleri bulunuyor.
Gelişmekte olan piyasa statüsünün kaybedilmesi halinde Türkiye, “sınır piyasa” kategorisine alınabilir. Böyle bir değişiklik, Türkiye piyasasını takip eden uluslararası yatırım fonlarının yatırım evrenini ve fon akımlarını etkileyebilecek bir gelişme olur.
Yabancı yatırımcıların değerlendirmesi dikkat çekti
The Economist’in haberinde, yaşanan fon krizinin şu aşamada Türkiye ekonomisinin tamamına yayılan bir sistemik kriz olarak değerlendirilmediği görüşü de yer aldı.
Varlık yönetim şirketi Aberdeen’den portföy yöneticisi Viktor Szabo, dergiye yaptığı değerlendirmede sorunun ekonominin geneline yayılmadığını belirtti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de 18 Eylül’de yaptığı açıklamada fon piyasasındaki sorunun kontrol altına alındığını ve sistemik bir risk oluşturmadığını söylemişti. Reuters da düzenleyici kurumların müdahalesinin ardından krizin yatırım fonlarıyla sınırlı kaldığına ilişkin değerlendirmelere yer verdi.
Fon tasfiyeleri sürüyor
SPK’nın kararıyla tasfiye sürecine alınan fonların işlemleri durdurulurken, sürecin İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın gözetiminde yürütülmesi kararlaştırıldı.
Aynı dönemde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da fonlardaki işlemlere ilişkin soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, yeni tutuklama kararları da açıklandı.
Fon krizinin bundan sonraki seyri, tasfiye sürecinin ne ölçüde sorunsuz tamamlanacağı, yatırımcıların varlıklarının ne kadarının ve ne zaman geri ödeneceği ve soruşturmaların ortaya çıkaracağı bulgular açısından yakından izlenecek.






