Picture of Ümit Zileli

Ümit Zileli

İngiliz At Arabasına Beygir Olanlar!

Ümit Zileli

İngiliz at arabasına beygir olanlar!

Öncelikle belirtmek isterim; aşağıda okuyacağınız yazıyı uzun yıllar önce son derece seviyesiz bir yalana karşı kaleme almıştım…

Niçin tekrarlamak istedim peki? Çünkü o günlerde de Büyük Devrimci Atatürk’e doğrudan saldıramayan gericiler ve tabii iktidar destekçisi “Liberal paydaşlar”, Cumhuriyete, Aydınlanma Devrimine, laik düzene karşı her zaman olduğu gibi tarihi istedikleri gibi tahrif ederek, pespaye yalanlarla saldırıyor, daha da ileri giderek hilafet çığlıkları atıyorlardı! Diğer bir deyişle o günlerle bugünler arasında bir fark yoktu!

Bu yazıyı çok çarpıcı bir örnek olduğu için özellikle seçtim. Yeri geldiğinde seviyenin nerelere kadar inebileceğini görmenizi istedim. İyi okumalar…

“AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’yı tanırsınız…

Hatırlayamadınız mı? Kod adı “Yeliz” desem? Gördünüz mü, hemen bildiniz! TBMM’de oturumlar sırasında telefonuyla gizlice görüntü çekip “Yeliz” takma adıyla yayımlarken yanlışlıkla kendi görüntüsünü yayına verince yakalanmış, kod adı da yapışıp kalmıştı!

Neyse, bu muhterem zat programa katıldığı bir yerel TV’de muhalefete, daha çok da CHP’ye yüklenirken boyundan büyük laflar etti. Tarih bilgisi de yeterli olmayınca sapla samanı birbirine karıştırdı. CHP’nin 100 yıldır iktidarda olduğunu anlatan, “devletin içine yerleştiğini” savunan bu arkadaş, konuşmanın “şehvetine” fazla kapılmış olsa gerek ki şu masalı anlattı:

-Bunlar, milletin ahlakını bozdular. 1909, Sultan Abdülhamit halledilmiş. Bir kısım Osmanlı vatandaşı Londra’dan İstanbul’a gelen İngiliz Büyükelçisini karşılamaya gidiyorlar Sirkeci Garı’na. Büyükelçinin arabasındaki atları söküp kendileri giriyorlar ve büyükelçiyi Tarlabaşı’ndaki İngiliz Büyükelçiliği’ne kadar getiriyorlar. Beygir yerine çekiyorlar. Onların torunları bunlar. İngiliz at arabasına beygir olan insanların torunları bunlar.

Çamlı, yakın tarihi bir nebze olsun bilseydi, anlattığı hikâyenin nerelere dokunacağını da çok iyi bilirdi! Böyle bir düşüklük, böyle bir alçaklık yaşanmışsa mutlaka belgesi, bilgisi olması gerekir. Ama varsayalım ki birileri bu beygirliği yaptı…

O zaman bu herif-i naşerifleri İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nde (İngiliz sevenler) araması gerekmiyor muydu? Bilindiği üzere, 1922’de İngiliz Malaya Zırhlısıyla memleketten ayrılan Padişah Vahdettin de bu cemiyetin önde gelen isimleri arasındaydı!

Sonracığıma, Millî Mücadele’ye şiddetle karşı çıkan, Yunanistan’da Yarın gazetesini çıkarıp “Türklükten istifa ettiğini” ilan eden Mustafa Sabri isimli eski şeyhülislam vardı mesela!

Damat Ferit Paşa haini vardı örneğin; padişah adına İngilizlere gidip İngiliz himayesi isteyen bir proje sunan, şefaat dilenen sadrazam kılıklı soytarıdan söz ediyorum!

-Daha bitmedi!

CHP, Kuvayı Milliyedir!

İngiliz Muhipleri Cemiyeti ihanetin odak noktasıydı!

İdam fetvalarını veren Şeyhülislam Dürrizade Abdullah alçağı, “Artin Kemal” diye anılan, Damat Ferit hükümetinde İçişleri Bakanlığı yapmış, Kuvayı Milliyecilere “haydut sürüsü” diyen Ali Kemal, şairlik yeteneğini güce taptığı için satılığa çıkarmış Cenap Şahabettin, Teâlî-i İslâm Cemiyeti’nin başkanlığını yapan İskilipli Atıf, İngiliz Muhipleri Cemiyeti ile çalışan Rahip Frew ve cemiyetin üyeleri arasında yer alan Mevlanzade Rıfat gibiler, Millî Mücadele’nin karşısında çeşitli dernekler, gazeteler ve siyasi yapılar üzerinden faaliyet gösteriyorlardı!

Tabii ki Hürriyet ve İtilaf Partisi’ni, Prens Sabahattin’in fikirleri ve telkinleri doğrultusunda kurulan, kapitülasyonların kaldırılmasına karşı çıkan Ahrar Partisi’ni asla unutmamak gerekiyor!

Sakarya Savaşı esnasında askerden firar eden, eşkıyalığa soyunan “asker kaçaklarını” da deftere yazmak şart!

-İşte yukarıda yalnızca birkaçının ismi zikredilen zevat, dernek ve parti ile eşkıyanın torunlarıdır bahsettiği olsa olsa!

İstanbul’da bu faziletsiz, haysiyetsiz, karaktersiz girişimler iğrenç biçimde sürdürülürken, Anadolu’da bir büyük önderin yönetiminde Kuvayı Milliyeciler çoban ateşlerini büyütmek, vatanı işgalden kurtarmak için canlarını dişlerine takmış savaşıyorlardı!

-O Millî Mücadele’nin siyasi örgütü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, daha sonra Halk Fırkası’na dönüşecekti!

Bu iftiraların mumu bile utancından yanmaz!

Ahmet Hamdi Çamlı isimli milletvekili, önce yakın tarihi öğrenmeli!

Bunun için en iyi başlangıç ise Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün NUTUK isimli büyük eserini okumak olmalı. Oradaki, tek bir tanesi dahi çürütülememiş belgeleri tek tek incelemeli.

-Sonra da başta Atatürk olmak üzere o kahramanlardan özür dilemeli!

Bu, benim olmayacağını adım gibi bildiğim temennim tabii! “CHP, ülkeyi 1950’ye kadar silahla yönetti” yalanını söyleyen kişiden böyle bir şey beklemek abestir. Aynı zat, Cumhuriyete ve onu kuran partiye ve kuruculara karşı öylesine nefretle dolu ki şöyle bir cümle bile kurmaktan sıkılmamıştı:

-Sen bana desen ki ağabey, ‘Ben, bu huyumu beğenmiyorum’ vallahi, billahi, tallahi o senin kendini beğenmediğin, kendine ait o huyunda bile CHP’nin parmağı var.

Diyeceksiniz ki, “Değer mi öyleyse köşeni bunun için doldurmaya?!” Bunu ben de düşündüm aslında ama meydanı boş bulup iyice yalanlara gark olmalarına yüreğim elvermedi!

-Bakarsınız bir şeyler öğrenir, utanırlar!”

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap