Rota, ABD’de yalnızca sistemde kalan varlıklara değil, geçmişte yüksek kazançlarla sistemden çıkan yatırımcılara ve yöneticilerin malvarlıklarına da gidildiğini hatırlatarak Türkiye’de de benzer bir yöntemin tartışılması gerektiğini söyledi.
Meltem Acet’in YouTube kanalına katılan Ekonomist Kerim Rota, fon piyasasında yaşanan gelişmeler ve yatırımcıların uğradığı zararların nasıl telafi edilebileceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Rota, ABD tarihinin en büyük yatırım dolandırıcılıklarından biri olan Bernie Madoff skandalının ardından uygulanan tasfiye yöntemini hatırlatarak, yalnızca fonda kalan paranın dağıtılması yerine geçmişte sistemden yüksek kazançla çıkan kişilerin de incelenebileceğini söyledi.
Rota, Madoff örneği için, “Yalnızca fondaki mevcut kişilere değil, geçmişte girip çıkmış kişilere de gidildi” ifadelerini kullandı.
“2 milyon dolar yatırıp 5 milyon dolar alanlara gidildi”
Rota’nın dikkat çektiği uygulamanın temelinde ABD hukukunda “clawback” olarak bilinen geri alma mekanizması bulunuyor.
Madoff’un kurduğu Ponzi sisteminin 2008 yılında çökmesinin ardından tasfiye sürecini yöneten kayyım Irving Picard, sisteme yatırdığından daha fazla para çekmiş olan bazı yatırımcılara karşı davalar açtı.
Madoff dosyalarında bu kişiler “net winners”, yani net kazananlar olarak tanımlandı. Örneğin sisteme 2 milyon dolar yatırıp toplam 5 milyon dolar çekmiş bir yatırımcının elde ettiği 3 milyon dolarlık farkın, gerçek yatırım faaliyetlerinden oluşan bir kâr olmadığı; diğer yatırımcıların sisteme yatırdığı paralardan karşılandığı kabul edildi. Bu tür “fiktif kârların” geri alınması için hukuki süreçler işletildi.
Rota da bu yöntemi anlatırken, “Adam fona 2 milyon dolar yatırmış, 5 milyon dolar geri almış. O kişiye gidip bu getirinin bir bölümünü geri almışlar ve yeniden fona koymuşlar” ifadeleriyle sürecin Türkiye açısından örnek alınabileceğini savundu.
Ancak Madoff uygulamasında ölçüt yalnızca getirinin çok yüksek olması değildi. Sistemde gösterilen kazançların gerçekte yapılmamış işlemlere dayanan hayali kârlar olduğunun ortaya çıkması, geri alma davalarının temelini oluşturdu.
Paranın peşinden ülke ülke gidildi
Madoff tasfiyesi yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı.
Tasfiye kayyımı ve hukuk ekipleri onlarca ülkede fonların ve finans kuruluşlarının peşine düştü. Uluslararası kurtarma çalışmaları çok sayıda yargı bölgesine yayıldı ve farklı ülkelerdeki fonlardan yüz milyonlarca dolarlık tahsilatlar gerçekleştirildi.
Rota da bu noktaya işaret ederek uluslararası yatırımcı ve kuruluşlardan dahi tahsilat yapıldığını belirtti.
Madoff’un kendisi ve bağlantılı kişilerin malvarlıkları da soruşturma ve tasfiye süreçlerinin konusu oldu. Böylece mağdurlar için oluşturulan havuz yalnızca sistem çöktüğü anda hesaplarda bulunan paradan ibaret kalmadı.
Mağdurlara milyarlarca dolar geri ödendi
Yıllara yayılan tahsilat, el koyma, uzlaşma ve geri alma süreçleri sonucunda mağdurlara milyarlarca dolar ödeme yapıldı.
ABD Adalet Bakanlığı’nın oluşturduğu Madoff Victim Fund, Aralık 2024’te gerçekleştirdiği son dağıtımla 127 ülkedeki 40 bin 930 mağdura toplam 4,3 milyar dolardan fazla ödeme yapıldığını açıkladı. Bakanlığa göre bu kapsamdaki mağdurların doğrulanmış zararlarının yüzde 93,71’i karşılandı.
Tasfiye kayyımının yürüttüğü ayrı süreçte de geri kazanımlar devam etti. Böylece mağdurlara sağlanan yüksek geri ödeme oranı yalnızca tek bir kaynaktan değil; el konulan malvarlıkları, uzlaşmalar, uluslararası tahsilatlar ve çeşitli geri alma işlemlerinin birlikte yürütülmesiyle oluşturulan sistemden kaynaklandı.
Rota’dan Türkiye için “Madoff modeli” önerisi
Kerim Rota, Türkiye’de tartışılan fon zararlarında da yalnızca bugün fonda bulunan yatırımcıların ve mevcut varlıkların dikkate alınmaması gerektiğini savunuyor.
Rota’ya göre fonlara geçmişte girerek olağanüstü yüksek kazançlarla çıkan kişilerin para hareketleri de geriye dönük olarak incelenmeli.
Rota, özellikle TEFAS’a kapalı olduğu dönemde sınırlı sayıda yatırımcıya sahip olduğunu söylediği bir fonu örnek göstererek, yaklaşık 4,5 yıllık süreçte fon değerinin 524 kat arttığını ve başlangıçta 1 milyon TL yatıran bir kişinin yatırımının teorik olarak 524 milyon TL’ye ulaştığını ifade etti. Rota, bu dönemde kimlerin fonda bulunduğunun ve kimlerin hangi tutarlarda çıkış yaptığının ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
Ekonomist, söz konusu olağanüstü getirilerin incelenerek hukuka aykırı işlemler sonucunda elde edildiği tespit edilen kazançların oluşturulacak bir tazmin havuzuna aktarılabileceği görüşünde.
Madoff modeli Türkiye’de aynen uygulanabilir mi?
Madoff örneği fon mağdurlarının zararlarının telafisi konusunda önemli bir model ortaya koysa da iki olay arasında hukuki açıdan önemli bir fark bulunuyor.
Madoff vakasında mahkemeler, ortada gerçek bir yatırım performansı bulunmadığını ve hesaplarda gösterilen kazançların Ponzi sisteminin ürettiği fiktif rakamlardan oluştuğunu tespit etmişti. Bu nedenle yatırdığından daha fazla para çekmiş bazı kişilere yönelik geri alma davaları açılabildi.
Türkiye’de ise bir fonun çok yüksek getiri sağlamış olması tek başına yatırımcının elde ettiği kazancın geri alınabilmesi anlamına gelmiyor. Bunun için söz konusu getirinin hukuka aykırı işlemler, manipülasyon veya benzeri fiillerle bağlantısının yetkili kurumlar ve yargı süreçleri kapsamında ortaya konulması gerekiyor.
Kerim Rota’nın gündeme taşıdığı Madoff örneğinin temelinde ise şu soru bulunuyor: Fonlarda zarar eden yatırımcıların kaybı yalnızca geride kalan varlıklardan mı karşılanmalı, yoksa geçmişte sistemden olağanüstü kazançlarla çıkanların para hareketleri de geriye dönük olarak incelenmeli mi?






