Picture of Murat Muratoğlu

Murat Muratoğlu

Vergisini Ödeyen Enayi Mi?

Türkiye’de devletin hafızası ilginç çalışıyor.

Vatandaşın elektrik faturasını unutmaz.
Trafik cezasını unutmaz.
SGK borcunu unutmaz.
Gecikme faizini hiç unutmaz.

Ama konu dışarıdaki para olunca birden yumuşuyor.

Yeni düzenlemeyle Türkiye’ye yerleşen bazı gerçek kişiler, yurt dışı gelirleri için 20 yıl gelir vergisi ödemeyecek. Şart basit: Son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhın ve tam mükellef vergi kaydın olmayacak.

Yani burada kalana vergi var.
Dışarıda bekleyene davet var.

Adına yatırım çekmek diyorlar.

Güzel. Yatırım gelsin.

Ama yatırım başka şey, vergi ayrıcalığı başka şey. Fabrika kurana teşvik verirsin. İstihdam yaratana destek verirsin. Teknoloji getirene kapı açarsın. Buna kimsenin itirazı olmaz.

Peki yurt dışındaki faiz, temettü, kira, portföy gelirine 20 yıl dokunmamak neyin karşılığı?

Üretim mi?
İstihdam mı?
İhracat mı?
Yoksa sadece “gel de nereden geldiğini fazla konuşmayalım” rahatlığı mı?

Üstelik mesele sadece gelir vergisiyle sınırlı değil. Bu rejimden yararlananların veraset yoluyla intikallerinde oran %1’e kadar iniyor. Yani yalnızca bugünün geliri değil, yarının mirası da pamuklara sarılıyor.

Peki bu sırada yerli mükellef ne yapıyor?

Maaşlı çalışan bordroda kesiliyor.
Esnaf kasada sıkışıyor.
Sanayici kredi faizinde boğuluyor.
Emekli pazarda etiket okuyup geri bırakıyor.

Bu tablo vergi politikası değil, karakter testi.

Devlet kime sert?
Kaçamayana.

Devlet kime nazik?
Parasıyla gelebilene.

Asıl mesele de burada. Böyle düzenlemeler bütçeden önce adalet duygusunu bozar. Vergi sistemi para toplar ama güvenle ayakta durur. Güven giderse geriye yalnızca tahsilat kalır.

Ona da ekonomi denmez.

Maaş bordrosuna pençe, mobil servete kadife eldiven denir.

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap