Picture of Prof. Dr. Soner Gökten

Prof. Dr. Soner Gökten

Yeni Enerji Savaşı: Petrolü Olan Değil, Seçeneği Olan Kazanır!

Dünya enerji denkleminde eski soru şuydu: “Kim daha ucuz petrol bulacak?” Yeni soru çok daha sert: “Kriz çıktığında kimin alternatifi var?”

Batı bu soruya hâlâ eski reflekslerle cevap veriyor. Fiyat yükselince rezerv aç, piyasayı sakinleştir, seçmeni benzinde biraz rahatlat. Oysa stratejik petrol rezervi enerji güvenliği değildir; yangın tüpüdür. Yangın tüpünü boşaltarak bina güçlendirilmez.

Çin’in yaptığı tam olarak bunu anlamaktı. Elektrikli araçtan bataryaya, güneş panelinden şarj altyapısına kadar kurduğu zincir yalnızca yeşil dönüşüm projesi değil; jeopolitik sigorta poliçesidir. Çin’de 2025’te 13 milyondan fazla elektrikli araç satıldı; dünyadaki her 10 elektrikli aracın yaklaşık 6’sı Çin’de alıcı buldu. Elektrikli otomobillerin toplam satıştaki payı yüzde 55’e yaklaştı. Bu artık niş bir pazar değil, enerji bağımlılığını kıran endüstriyel bir cephedir.

Daha önemlisi, Çin bataryada da yalnızca tüketici değil üretici: 2025’te küresel batarya hücresi üretiminin yüzde 80’inden fazlası Çin kaynaklıydı. Bu ne demek? Petrol dar boğazı yaşandığında Çin’in elinde düğme var; Batı’nın elinde sayaç.

Enerji güvenliği artık varil sayısıyla değil, esneklikle ölçülüyor. Bir ülke ulaşımını elektriğe, elektriğini farklı kaynaklara, sanayisini yerli kapasiteye bağlayabiliyorsa kriz karşısında eğilmez. Sadece petrol fiyatına dua eden ülke ise her jeopolitik sarsıntıda yeniden fakirleşir.

Yeni çağın gücü kuyuda değil, şebekede; rafineride değil, batarya fabrikasında; ithalat kontratında değil, seçenek bolluğunda. Batı bunu hâlâ iklim politikası sanıyor. Çin ise çoktan anladı: Enerji dönüşümü ahlaki bir vitrin değil, ulusal güvenlik doktrinidir.

Sevgi ve vicdanla kalın…

Yorum
0

Paylaş

WhatsApp Facebook X Platformu

Arama Yap